Reklamlar

Devamını oku

07 Mart 2018
Reklamlar
Reklamlar
Fehim Adak anlatıyor:

“Erbakan Hoca’yı 1950 yılında Teknik Üniversite’de tanıdım. Kendisi asistan idi. Biz Zeyrek’teki Ümmü Gülsüm Camii’ne devam ederdik. Erbakan Hocamız da oradaydı.
Necmettin Erbakan’ın zekası, bilgisi ve pratikliği ile temayüz ettiğine orada şahit oldum.

Birgün Abdülaziz Efendi, Allah hepsinden razı olsun, hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya, yarın ölecekmiş gibi ahrete çalışmak, şeklindeki Hadisi Şerif için Necmettin Bey’in de fikrini sormuş. O da bu Hadisi Şerifi şöyle yorumladı: -Efendim, yarın ölecek olan bir kimse, yahut yarın yolculuğa çıkacak olan bir kimse, zamanı varsa, yarın ölmeyi bırakır da dünya işleri için mi koşar? Öyle değil, yarın gideceğine göre, bavulunu hazırlamaya başlar. Dolayısı ile asıl olan ahrettir, bu Hadisi Şerif’te vurgulanan, asıl olan ahrettir, hükmüdür. O böyle yorumlamıştı. Hakikaten Hoca’nın zekâsı çok büyüktü”
Mürşidi kendisine İslami eğitimde tez sayılabilecek çeşitli konular vermekte ve onu hayata hazırlamaktadır. Bu tezlerden bir tanesi de Besmele ile ilgili olandır.
Erbakan Gümüşhanevi Dergahı’na devam ederken, aynı zamanda Fatih Camii’ne de giderek çeşitli dersler almaktadır. Bu dersler arasında Ramuz - El Ehadis ve Arapça da bulunmaktadır. Fatih Camii’nde ders aldığı hocalarından biri de Hüsrev Efendi’dir.
İSKENDERPAŞA CAMİİ YILLARI
Abdülaziz Efendi Hazretleri’nin vefatı üzerine, yerine Mehmet Zahit Kotku Hazretleri geçti. Çivizade Camii mekan olarak işlevine bir müddet devam etti. Daha sonra Mehmet Zahit Kotku Hazretleri Fatih’te bulunan İskenderpaşa Camii’ne tayin olmuştu. Dolayısı ile dergahın merkezi de İskenderpaşa’ya taşınmış oldu. Vefatına kadar bu Cami dergaha merkezlik etmiştir. Necmettin Erbakan ile Mehmet Zahit Kotku Hazretlerinin uzun sayılabilecek beraberliği olmuştur. O günkü arkadaşları şu ifadeyi kullanıyorlar:
Gümüşhanevi dergahının bu üç değerli şeyhi, yani, Haci Hasip Serezli Efendi, Abdülaziz Bekkine Hazretleri ve Mehmet Zahit Kotku Efendi, Necmettin Erbakan’ı birbirlerine bir mücevheri işlemek üzere devreden üç usta gibiydiler. Adeta birbirlerine, “aman bu mücevheri iyi işleyelim, dikkatli olalım” demiş gibiydiler.
Reklamlar
PAYLAŞ
x
x

Arama Yapın