Reklamlar

Devamını oku

07 Mart 2018
Reklamlar
Reklamlar
Yahya Oğuz anlatıyor:

“Benim evim Fatih’te Hırkai Şerif’te, Necmettin Bey’lerin evi Halıcılar Caddesinde, İskenderpaşa Camii ise biraz daha ilerideydi. Yani cami ile benim evin arasında Necmettin Bey’lerin evi vardı. Necmettin Bey bana dedi ki:

-Yahyacığım, sen sabahleyin camiye erken gidiyorsun, Hoca efendiye. Sabah namazlarına giderken bizim kapıya , zile tık diye bir dokun, ben de çıkayım, beraber gideriz. -Peki Hocam!

Dedim. Her sabah ziline basardım. Ben her gün uğruyordum, zile parmağımı basar basmaz hemen kapıyı açar çıkardı. Hazır vaziyette beni bekliyor olurdu. Anladım ki onun derdi kendisini uyandırmam falan değil, beni pişirmek ve yetiştirmekmiş. Bana demek istiyordu ki:

- Yahya, başka bir Yahya ol! Yahya, Yahya, Yahya!..

Sanki eliyle inşa etti Yahya’yı yeniden… Böylece Yahya onun güzel sadık arkadaşı oldu.”
Reklamlar
PAYLAŞ
x
x

Arama Yapın