Reklamlar

Devamını oku

07 Mart 2018
Reklamlar
Reklamlar
"1956 yılında İstanbul İmam Hatip Okulu’na başladım. Zeyrek’teki Ümmü Gülsüm Camii’nde müezzinlik yapmaya başladım. Mehmet Zahit Kotku Hazretlerinin sohbetlerine bir çok ilim ve fikir adamı katılıyordu. Necmettin Erbakan da bunların arasındaydı. O zamandan beri tanırım. Ben o zaman bıyığı yeni terlemeye başlayan bir delikanlı idim. Hatırladığım kadarıyla o sohbete katılanlar arasında, Erbakan Hoca, Osman Nuri Çataklı, Mustafa Köse, Yahya Oğuz, Korkut Özal, Recai Kutan gibi isimler de vardı. Necmettin Erbakan Hoca aşağı yukarı her gün akşamları gelir sohbete katılırdı. Hep üniversite mezunu hakim komutan öyle adamlar gelirdi.”

Tasavvuf ve ders sohbetleri Mehmet Zahit Kotku Efendi’nin evinde yapılırdı. Evin tabanında halı bile yoktur. Tahtalar da zamanla kavrulup kıvrılmış, çukurlaşmış, çivilerin de basıla, basıla başları yukarıya çıkmış. Üstüne oturmak bile mümkün değil gibi gözükmektedir. Anlatıldığına göre Necmettin Erbakan bu sohbet halkasına en çok devam edenlerden biridir. O kavruk tahtalar üzerinde diz çöker, saatlerce kıpırdamadan yapılan sohbeti adeta içercesine dinlerdi. Sessizce bu sohbetleri dinler, kendisine bir şey sorulmadıkça söze karışmaz, sorulursa da kısa cevaplar verirdi.

Arkadaşlarının hatırladığına göre, Necmettin Erbakan bu sohbetlere gelirken bazen yanında arkadaşları da olurmuş. Bunlardan birisinin de bir Alman profesör olduğu ifade ediliyor. Bu Alman 70 yaşında Müslüman olmuş ve Nurettin adını almış bir insan. Prof. Nurettin sohbet halkasında gördüklerine hayran kalmış. Kendisi dizlerini büküp yere oturma alışkanlığı olmadığından kenarda sandalye üzerinde oturarak olan biteni izliyormuş. Bir gün10-15 kişi aynı sofrada aynı tabaktan yemek yiyen bu insanlara bakıp şöyle demekten kendini alamıyor:

-Bu Müslümanlar birbirine ne kadar da güveniyor, biz olsak mikrop bulaşır falan diye aynı tabaktan yemeyiz. Ne kadar samimi inanıyorlar, birbirlerine nasıl da bağlılar.
Tabiidir ki Türkçe bilmiyor ve tercümanlığını da Necmettin Erbakan yapıyor. Zaman zaman Erbakan’a dönüp:
-Ne güzel Almanca konuşuyorsunuz. Bir Alman’dan daha güzel!
Demekten kendini alamıyor.
Necmettin Erbakan Almanya’da kaldığı yıllarda bir de Skoda marka araba almıştı. Sohbete gelirken veya her akşam başka bir mekana sohbete giderken bu arabasını kullanırdı. Bekar olduğundan sohbetleri baştan sona kadar dinler, başka arabası olan bulunmadığından da insanları taşırdı. Bu sohbet halkaları kültür itibariyle toplumun üst tabaksından olan kişilerden oluşurdu. Ta o zamandan hızlı araba kullanmasıyla tanınırdı.”
Reklamlar
Paylaş
x
x

Arama Yapın