Reklamlar

Devamını oku

16 Mart 2018
Reklamlar
Reklamlar
Nevzat Kor anlatıyor:

“Ben 1956 yılında Kasımpaşa’da, yedek subay olarak askerlik yaparken sık sık Zeyrek Camii’ne gidiyordum. Pazar günü Hadisi Şerif dersleri oluyordu. Erbakan Hocamız da o Hadisi Şerif derslerine devam ederdi. Cuma günleri de Mehmet Zahit Kotku Hocamızın hutbelerini dinlerdik. Erbakan Hoca da o Cuma hutbelerini dinlerdi. Zaten bizim iki görüşme günümüz vardı. Birisi Cuma namazları, birisi de Pazar günü ikindi namazından sonra Hadisi Şerif dersleri. Cevat Akşit Hoca bana yıllar sonra dedi ki:

-Erbakan Hoca bu siyasi konuşmalarını yaparken, çok dikkat ederseniz birçok cümleleri bu Ramuz el Ehadis’teki cümleler ile aynıdır.

Gerçekten de, yani ana fikir o. Şimdi orada dinlediği Hadisi Şerifleri veya Hoca Efendi’nin söylediklerini birebir sonra tatbik etti. Hutbede söylediklerini Gümüş Motor fabrikasının kuruluşunda tatbik etti. Diğerlerini ise siyasi hayatta, siyasi mücadele sırasında, seçim konuşmalarında, halkla sohbetlerinde veya diğer konuşmalarında hep o Hadisi Şeriflerden cümleleri tekrar ediyordu. Yani o Hadisi Şerifleri hayata geçirme gayretindeydi.

Mehmet Zahit Kotku Hocamız hutbeye çıktığı zaman hiç elinde kâğıtla çıktığını görmedim, çok heyecanlanır ve yüzünden de bu heyecanı belli olur, konuşmalarında da o heyecanıyla der ki:

-Çok utanıyorum, üzülüyorum! Biz niye batılılardan teknikte, fende, ilimde geri kalmışız? Bize yakışır mı Müslüman olarak?

Ve Hoca Efendi’nin o sözleri, hem bize, hem Erbakan Hocamıza bir rehber oldu. Erbakan Hocamız Almanya’dan döndükten sonra sık sık konuşur, çok güzel konuşurdu. Zekâsı çok yerinde, yani camideki bütün diğer abilerimiz arasında o tabi hepsinden daha kabiliyetli bir yapıya sahipti.”

En olmadık zamanlarda bile sabır ve tahammüllü davranırdı.

Kendisine kaba davranışlarda bulunan bulanan generaller hakkında etrafındakilerin bazıları:

-Hocam bu generaller size hakaret ediyorlar, kötü muamele yapıyorlar, siz bunlara hiç kızmıyorsunuz, bu nasıl bir iş?

Cevabı çok enteresan olurdu:
-Bunları biz yetiştirmedik ki nasıl kızalım!

Gerek etrafındakilere, gerek yabancı devlet adamlarına son derece kibar, nazik edepli ve hoşgörülü davranırdı. Etrafındakilere sık sık:

-Bizim partimiz tekke adabıyla yürür. Mehmet Zahit Kotku Hazretlerinin odasının duvarında ömür boyu asla indirmediği bir hat levha vardı: “Edep Yahu”
Onun sabrını ve tahammülünü anlayamayan bazı kişiler, kendisine ağır şekilde saldırıda bulunmuşlardı. Mesela 28 Şubat sürecinde gösterdiği sabrı milletvekillerinden Ramazan Yenidede ağır ve incitici bir kelime ile tavsif etmek cüretini göstermişti. Hocamız ona bile sabretmişti.
Reklamlar
Paylaş
x
x

Arama Yapın