Reklamlar

Devamını oku

08 Mart 2018
Reklamlar
Reklamlar
Nedim Urhan anlatıyor:

“1951 yılında İstanbul İmam Hatip Okulu açıldığında ilk öğrencilerden birisi idim. Çeşitli yokluk ve imkansızlıklarla okuyorduk. Hasta olduğumuz zaman dahiliye doktoru İsmail Kurtulmuş’a, dişimiz ağrıdığı zaman da diş hekimi Kemalettin Erbakan’a giderdik. Onlar bizlerden para almazlardı. Şu anda 80 yaşındayım ve halen ağzımda Kemalettin Erbakan’ın yaptığı dişler mevcuttur.

Erbakan Hocamızı da işte Doktor Niyazi Kurtulmuş’un muayenehanesinde tanıdım. Onun ne kadar değerli bir insan olduğunu anladığımdan dolayı Kemalettin Erbakan’a şöyle şaka yapardım:

- Bana bak sen çok şey biliyorsun Kemalettin Abi, ama kendi kıymetini bilmiyorsun. Kıymetini bil. Bir kere sen Erbakan Hoca’nın kardeşisin, dikkat et Abi!

Erbakan Hoca’yı o zamandan şöyle bilirim:

Başında bere, 5 vakit namazı camide kılan ve konuştuklarının her birinde, İslami emri bil maruf, nehyi an il münker çıkan biri olarak tanıdık. Ben gördüğümde talebe idik, kendisine hayran olmamak mümkün değildi. Hemen o yıllarda İlim Yayma Cemiyeti kuruldu. Doktor İsmail Kurtulmuş’un yazıhanesinde. Kuruculardan hatırladığım kadarıyla isimlerini sayayım:

Başta Dr.İsmail Kurtulmuş, Yusuf Türel, Nazif Çelebi, Seniüddin Başak, Abdülkadir Çavuşağlu, Mazhar Sündüz, Raşit Avuncak. Başkaları da var, toplam 53 kişi. Üniversitede doçent olan Erbakan Hoca da hep bu işlerin içinde idi. O zaman Erbakan Hoca Abdülaziz Bekkine Hazretlerinin derslerine devam ediyordu. Merhum Erbakan Hoca’nın bütün hareketlerinde İslam’ı temsil ettiğinin alametleri vardır. Başı açık onu görmedim ben, bere başında, o dönemde beresi vardı başında. Abdülaziz Bekkine Hazretlerin’nin vefatından sonra da Erbakan Hoca’yı hep Mehmet Zahit Kotku Hazretleri’nin yanında gördük. Önce Zeyrek Camii’nde, sonra da İskenderpaşa Camii’nde.”
Reklamlar
PAYLAŞ
x
x

Arama Yapın