Reklamlar

Erbakan Hocanın Füze Kalkanı Yorumu "Aklınızı başınıza alın"

31 Ekim 2016
Reklamlar
Reklamlar

Erbakan Hocanın Füze Kalkanı Yorumu "Aklınızı başınıza alın"

31 Ekim 2016
http://erbakanvideolari.com/erbakan-hocanin-fuze-kalkani-yorumu-aklinizi-basiniza-alin
http://erbakanvideolari.com/yahu-siz-trafik-memuru-musunuz-otomat-dugmesi-misiniz-sizin-yerinize-su-otomat-dugmeleri-bu-isleri-daha-iyi-yapar
Reklamlar
Merhum Hocamız Prof. Dr. Necmettin Erbakan, 1995’de TBMM’de Refah Partisi’nin bir gurup toplantısının basına açık bölümünde Birleşmiş Milletler’in kuruluş yıldönümü münasebetiyle Birleşmiş Milletler t
Merhum Hocamız Prof. Dr. Necmettin Erbakan, 1995’de TBMM’de Refah Partisi’nin bir gurup toplantısının basına açık bölümünde Birleşmiş Milletler’in kuruluş yıldönümü münasebetiyle Birleşmiş Milletler teşkilatını anlatıyor. İşte Birleşmiş Milletler ne amaçla kurulmuş, Erbakan Hocamızın ağzından aktaralım! ‘Birleşmiş Milletler projesi aslında dünya siyonizminin bir aksiyonudur. Bunu yüz sene evvel İsrail’i kurabilmek için icat ettiler. O tarihte Sultan Abdulhamit Han Osmanlı Devleti’nin başkanıydı. Bu projeyi ne maksatla ortaya attıklarını bildiği için kesinlikle ben böyle bir oyuna müsaade etmem demişti. Çünkü siz Birleşmiş Milletler adı altında benim karşıma Fransa temsilcisi diye orayı temsil eden bir siyonisti getirip koyacaksınız. İngiltere temsilcisi diye bir başka siyonisti getirip koyacaksınız. Efendim dünya böyle istiyor oyunuyla sözde İsrail’i kurmaya kalkışacaksınız. Böyle bir haksızlığa böyle bir oyuna asla müsaade etmem demiş idi. Sultan Abdulhamit Han hayatta iken bu teşebbüs yürütülemedi. Sultan, 1909’da tahtından indirildi ve 1916’da vefat etti. Ancak 1917’de ‘Cemiyeti Akvam’ adı altında bugünkü Birleşmiş Milletler’in ilk adımını atabildiler. Cemiyeti Akvam, çalıştı, elinden gelen bütün gayreti gösterdi ve İngilizlerin işgali altında bulunan Filistin’de İsrail Devleti’nin kurulması için her türlü hazırlığı destekledi. Öte yandan I. Cihan Harbi’nin hemen arkasından Alanya’da Hitler iktidara geldi. Bu defa bütün dünya Siyonizmi Hitler’le meşgul olmak mecburiyetinde kaldı. Hitler’i ortadan kaldırabilmek için dünya Siyonizmi Amerika’yı harbe soktu. II. Cihan Harbi bu nedenle yapıldı. Harbin hemen arkasından 1944 yılında yapılan uluslararası konferanslarda ‘Asıl şimdi İsrail’i nasıl kuracağız? Bütün dünyayı siyonizmin etkisi altında nasıl tutacağız?’ çalışmaları başlatıldı. Bunun ilk ürünü olarak da Birleşmiş Milletler’in kurulması adımı atıldı. 26 Haziran 1945’de. Birleşmiş Milletler Teşkilatı kurulurken tamamen bu günkü gibi iki yüzlülük yapılmıştır. Bütün dünyaya sözde barışı koruyacaklarını, çevreyi koruyacaklarını, hukuku hakkı üstün tutacaklarını ifade etmişlerdir. Ama asıl içerideki plan dünya siyonizminin yürütülmesidir. Birleşmiş Milletler daha kuruluşta beş tane ülkeye veto hakkı verildi. Bu ülkelerden hiç biri müslüman ülke değil. Bu gün yer yüzünde 56 tane müslüman ülke var. 1,5 milyar Müslüman var. Ancak, hiçbirisinin Birleşmiş Milletler’de veto hakkı yok. Hem zaten veto hakkı ne demek? Niçin bazı ülkelere ayrıcalık tanınıyor? İşte bu kuvveti üstün tutma zihniyetinin bir sonucudur. Bu, ezen ezilen düzenin felsefesinin açık bir alametidir. Onun için daha kurulurken hakkı üstün tutan bir kuruluş olarak kurulmamıştır. Birleşmiş Milletler’in ilk kararı, İsrail’i kurmak olmuştur. Amerika’nın uçaklarıyla İngiltere ve Fransa’nın tanklarıyla bütün batı gelmiş ve 1400 yıllık İslam toprakları üzerinde zorla İsrail’i kurmuşlardır. Halbuki bu Birleşmiş Milletlerin ilk temel prensibi zor kullanarak toprak kazanmak olmayacaktı. Daha ilk attıkları adımda söyledikleri prensiplerin hepsini çiğnemişleridir. Çünkü o prensipler dışarıya karşı maskedir, içeride ise tamamen kendi planlarını yürütmektedirler. O gün-bu gün 50 yıl geçmiştir, bu 50 yıl esansında görülen odur ki bu Birleşmiş Milletler, İslam düşmanlığı temeline dayanarak kurulmuştur. İşte bütün çifte standartlar buradan ortaya çıkıyor. Irak’ı geldi yok ettiler. Libya’ya haksız yere ambargo koydular. Bosna’da Müslümanları 4 yıldan beri katlediyorlar. Çeçenistan’da Azerbaycan’da, Filistin’de, Keşmir’de, Somali’de dünyanın her yerinde müslümanlara karşı korkunç bir katliam yürütmüştür bu Birleşmiş Milletler. Bugünkü Genel Sekreteri Butros Gali, zaten bir ortodoks papazıdır. Bu adam bütün gücüyle İslâm aleyhine gece gündüz çalışmaktadır. Kendisine daha işin başında Müslüman ülkeler parlamenterler toplantısında yaptığımız görüşmede şu ikazı yaptık: “Bak senden önce bunlar yapıldı. Sen sözde Mısır’da dahi dışişleri bakanlığı yapmış birisin, Müslüman ülkelerle ilişkili olduğun için seni buraya getirdiler zahiren. Sen aynı çifte standardı ve İslam düşmanlığını yürütmeye kalkışma. Bu Birleşmiş Milletlerin sonu olur.” demiştik. Ancak o, tam tersine bütün gücüyle bu zulmü yürüttü. Bizim bu sözümüz karşısında söylediği söz şudur: “Birleşmiş Milletler bir mahkeme değildir, bir hak arama yeri değildir. Bir siyasi kuruluştur.” Şu düşünceye bakın siz! O zaman kendisine dedik ki: “Bak Birleşmiş Milletler, bir mahkeme değil, ama bir mahkemeden daha fazla hakkı üstün tutmak için gayret etmeye mecbur bir kuruluştur. Eğer buna uymazsanız, bu sizin sonunuz olur.” Ne yazık ki o günden bu güne kadar işte dört yıldan beri görüldüğü gibi her yerde İslam düşmanlığı yapılmaktadır. Tabii asıl bizim yüreğimizi paralayan onların bu karakterleri apaçık ortadayken bir kısım müslüman ülkelerin yöneticilerinin bu Birleşmiş Milletler’e kul, köle olmalarıdır, en haklı meselelerde dahi Butros Gali’den merhamet dilenmenin aczi içerisinde sürünmeleridir. İşte asıl acı olan budur. Bütün bunlardan dolayıdır ki; her zaman söylediğimiz gibi yeryüzünde altı milyar insanın saadeti için kaba kuvvetin değil, çifte standardın değil, hakkın üstün tutulduğu yeni bir dünyanın kurulması şarttır ve bu yeni dünya, İslâm birliği ile kurulacaktır, bunun öncüsü de Türkiye olacaktır. Bu olmadıkça sadece İslam alemi bu çifte standartlardan kurtulamamakla kalmaz, aynı zamanda altı milyar insanda sadece ıstırap içerisinde yaşamaya mecbur kalır. İşte birleşmiş milletlerin kuruluşunun 50. Yıl dönümü münasebetiyle bilinmek mecburiyetinde olunan gerçekler, bu söylediğimiz gerçeklerin ta kendisidir. Her meselede olduğu gibi bu meselede de elbette tek çare Milli Görüş’ün Türkiye’de kahir bir çoğunlukla iktidara gelmesidir. Onun için bu olayı sadece Türkiye’deki 80 milyon insanımız değil, yeryüzündeki 1.5 milyar İslâm alemi değil, 6 milyar insanlığın hepsi nefesi kesik sabırsızlıkla beklemektedir. Çok aziz ve muhterem kardeşlerim; işte ne yazık ki Türkiye’deki yönetim bu söylediğimiz şuursuz yönetimlerden bir tanesi, bunun en açık örneklerinden birisidir. Batı aşıklığı, gavur aşıklığı, batı taklitçiliği zihniyeti yüzünden görüldüğü gibi sadece batıya kul köle olmakta ve bütün İslâm alemine yapılan haksız tecavüzler karşısında batılıları desteklemektedir. İşte buyurunuz, bakınız sadece birleşmiş milletler değil NATO dahi bu gün açıkça benim düşmanım İslâm’dır diyor ve düşman rengi olan kırmızının yerine yeşili koymuştur. Bunlar hâla o NATO’yu insanlık hayrına bir istikamete çevirmek şöyle dursun onun İslâm düşmanlığına bütün güçleriyle katkıda bulunmaktadırlar.
Devamını Oku
http://erbakanvideolari.com/sen-hep-dogrulari-ve-hakki-haykirdin

Devamını oku

07 Mart 2018
Yahya Oğuz anlatıyor: “Benim evim Fatih’te Hırkai Şerif’te, Necmettin Bey’lerin evi Halıcılar Caddesinde, İskenderpaşa Camii ise biraz daha ilerideydi. Yani cami ile benim evin arasında Necmettin Bey’
Yahya Oğuz anlatıyor: “Benim evim Fatih’te Hırkai Şerif’te, Necmettin Bey’lerin evi Halıcılar Caddesinde, İskenderpaşa Camii ise biraz daha ilerideydi. Yani cami ile benim evin arasında Necmettin Bey’lerin evi vardı. Necmettin Bey bana dedi ki: -Yahyacığım, sen sabahleyin camiye erken gidiyorsun, Hoca efendiye. Sabah namazlarına giderken bizim kapıya , zile tık diye bir dokun, ben de çıkayım, beraber gideriz.
Devamını Oku
http://erbakanvideolari.com/devamini-oku-1914/1
Reklamlar
Paylaş KAPAT
x
x

Arama Yapın